Kriz günlerinde yayıncılık: Fazla kâğıdı olan var mı?

14

Kur krizi ile artan kağıt maliyetinin vurduğu sektör zor durumda. Hükümetin zaten kısıtladığı ifade özgürlüğü için artık ekonomik bir tehdit de var.

Maliyetlerin kat kat artması ve düşen satışlarla kimi yayıncılar kepenk indirdi, kimi ölüm kalım mücadelesi veriyor, kimi kara kara düşünerek günü, haftayı, ayı kurtarmaya çalışıyor. Dayanma gücü en yüksek olanlar bile küçülüp yavaşlayarak azami ölçüde temkinli hareket ediyor çünkü Kadir Aydemir’in dediği gibi, kâğıt maliyetlerinin yanında boya, baskı, nakliyat, depolama gibi zaruri maliyetler de arttı. Şenay Aydemir’in eklediği gibi yabancı yazarların telif ücretleri de arttı.

Bu şartlar altında bağımsız yayıncılar ne yapıyor? Arkalarında büyük sermayeler, marka şirketler olmadan kendi yağıyla kavrulmaya çalışırlarken inandıkları işleri inandıkları gibi yapmaya nasıl devam ediyorlar? Özellikle kültür yayıncılığı, sayılı istisnalar dışında artık karşılığı neredeyse hiçbir şekilde alınamayan, büyük kitleler tarafından talep edilmediği gerekçesiyle yok sayılıp yalnızca meraklısına seslenen bir hayır işine dönüşmüş durumda.

Pek çok soru var: Buraya nasıl geldik? Niteliği fark etmeksizin sadece ‘çoksatan’ın ayakta kalacağı bir yere mi yuvarlanıyoruz? Bağımsız dergi, gazete ve yayınevleri nasıl ayakta kalacak? Bu gidiş iyi içeriği, iyi edebiyatı öldürür mü? Basın özgürlüğünün ve kültür sanat ikliminin hâli ne olacak?

Başta dergiciler olmak üzere yayıncı ve gazetecilere yanı sıra Sendika’ya söz verildi bu dosyada. Maksat konu hakkında çıkan birbirinden değerli içerikler toplamına katkıda bulunmak ve kâğıt krizinin kültürel yaşama yansımalarını gündemde tutmak. Tuncay Akgün, Mehmet Ali Çalışkan, Aslı Sarp İşman, Kadir Aydemir, Aslı Uluşahin, Murat Özer, Senem Aytaç, Gökhan Durmuş, Şenay Aydemir ve Ferit Özkaşıkçı’ya görüş ve deneyimlerini paylaştıkları için teşekkürler. Herkese iyi okumalar.

Haberin devamı için: Journo