Kişisel gelişim tartışması: Safsata mı, mutluluk reçetesi mi?

Kişisel gelişim tartışması: Safsata mı, mutluluk reçetesi mi?

Pozitif düşün, mutlu ol. Başarılı bir kariyer yanı başında. Farkını ortaya koy. Sen özelsin! Hayal et! İste! İstersen olur… Sahiden istersek olur mu? Geçtiğimiz günlerde Cem Seymen’in “gençlere tavsiyeler” başlığı altında toplayabileceğimiz, “fark yarat!” temalı tweetleri kişisel gelişim konusunu tekrar gündeme taşıdı. Kimisi huzuru ve başarıyı kişisel gelişim yöntemlerinde bulduğunu söylerken kimilerinin bu alanda söylenen tek bir söze bile tahammülü yok. Uzmanlara göre kişisel gelişim için verilen o klişe tavsiyeler “kişisel gerilime” yol açabilir.

Kişisel gelişim, kitapları, yaşam koçları, mentörleri, motivasyon konuşmaları, seminerleriyle devasa bir pazar. Kendini başarısız ya da yetersiz hisseden, asla daha azıyla yetinmeyen veya belki sahiden de umudunu kaybeden insanlar çareyi kişisel gelişim yöntemlerinde arıyor. Peki, buldukları neler? Yanıtlar çeşitli; yayınevine göre ruhlarda açılan yeni bir pencere, psikoloğa göre kişisel gerilim, köşe yazarına göre safsata ve kandırmaca, yaşam koçuna göreyse kaygıdan kaçış yolu…

‘Kaybedenler çareyi kişisel gelişim sektöründe arıyor’

Anıl Aba, bir gözlemini anlatarak başlıyor sözlerine: “Amerika’da ders verirken, dönemin ilk dersinde öğrencilerden kendilerini 10 yıl sonra nerede görmek istediklerini bir kâğıda yazmalarını isterdim. Kahir ekseriyet kendini patron ya da yüksek yönetici olarak görmek istediğini yazıyordu. Her dönem aynı sonuç çıkardı. Fakat şu bir gerçek ki toplumun ancak binde biri CEO, girişimci ya da holding patronu olabilir. Geri kalan 999 kişi tezgâhtar, veznedar, çöpçü, bankacı vesaire olacaktır. Hayaller Silikon Vadisi, gerçekler plaza hayatı…” Aba’nın aktardığı bilgiye göre “fırsatlar ülkesi” Amerika’da bile yukarı doğru sınıf geçişkenliği sadece yüzde 4 ile sınırlı.

Devamı için: TIKLAYINIZ 

Benzer Haberler