“Gazeteci yürekli bir insandır, baskıya boyun eğmez”

54

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, gazetecileri fişleyen SETA Vakıfıyla ilgili olarak, “SETA aracılığıyla gazetelerinden kovulan atılan pek çok kişiyi de suçlar noktaya geldiler.” dedi.

Kılıçdaroğlu şöyle konuştu: “Değerli arkadaşlarım, 21.Yüzyılın en etkin güçlerinden birisi de medyadır. Biz sabah televizyonu açar, haberleri oradan izleriz, radyodan izleriz, gazeteleri okuruz ve sadece kendi mahallemizde, kendi bölgemizde, ilimizde değil, aynı zamanda ülkemizde ve dünyadaki gelişmeleri de medya aracılığıyla izleriz. Medyanın objektif olması, medyanın doğru haber yapması hepimizin ortak talebidir; hangi görüşten olursak olalım. Çünkü doğru bilgiye ulaşmak, doğru haberi yakalamak bizim sağlıklı yorum yapmamıza neden olur ve biz o haberi alırız, haber doğruysa haber üzerine kendi düşüncelerimizi inşa edebiliriz. Eleştiririz veya överiz veya tarafsız kalırız, ama haber dediğiniz olayın medya aracılığıyla objektif olarak kamuoyuna yansıtılması lazım. 

Sivil toplum kuruluşları vardır, dernekler vardır, sendikalar vardır. Bunlar bir araya gelirler, her görüşten gazeteci bir araya gelir, dolayısıyla bunlar medyanın bağımsız olmasını isterler. Ve demokrasinin dördüncü gücü olarak da medya artık 21.Yüzyılda öne çıkmıştır. Yasama, yargı, yürütme, dördüncü güç de medyadır. Çünkü halkın sağlıklı bilgilendirilmesi medya aracılığıyla olur. Ama medyayla ilgili rapor yazacak olan sivil toplum örgütlerinin de, medyanın bu gerçeğini bilerek yola çıkmaları gerekir. 
SETA dediğimiz bir kuruluş var. SETA, yani Siyaset Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı. Bir rapor yayınladı, “Uluslararası Medya Kuruluşlarının Türkiye Uzantıları.” Ne demek bu? Uluslararası medya kuruluşlarının Türkiye uzantıları… Yani bunlar Türkiye’de yayın yapmıyorlar, burada neredeyse Türk gazeteci çalışmayacak o anlama geliyor ve dolayısıyla bu yabancı ajansların, yabancı gazetelerin Türkiye uzantıları var ve bu uzantılarla ilgili bizim bir şeyler yapmamız lazım, yani suçluyorlar.
Bu rapor medya tarihimizin yüz karası raporlarından biridir. Çünkü bu rapor gazetecilerin fişlenmesini öngörüyor. Eğer siz gazeteciyi fişlerseniz, gazeteciyi ötekileştirirseniz, doğru haberi kimden alacağız? Doğru haberi sadece iktidarın önüne gidip diz çöken kişilerden mi alacağız, yoksa bağımsız ve tarafsız gazetecilerden mi doğru haberi alacağız? SETA dediğimiz kuruluş, iktidardan beslenen bir kuruluştur. Bir yerden bağış almaz, iktidar bunlara parayı verir. Bol miktarda para verir, dünyanın parasını verir, ama onların istediği gibi rapor hazırlayacaktır, onların istediği gibi düşüncelerini ifade edecektir. 

Bakın, Gazeteciler Sendikası bu raporla ilgili suç duyurusunda bulundu. Türkiye’de medyanın yüzde 95’i kontrol altında diyor, yani medyanın yüzde 95’i bağımsız değil. İktidar ne istiyorsa onu yazıyorlar. Onlara zaten ben gazeteci demiyorum, onlar gazeteci değil. Gazeteci toplumun sorunlarını objektif saptayıp, kamuoyuna aktaran kişidir gazeteci. Gazeteci yürekli bir insandır, gazeteci baskıya boyun eğmez, gazeteci paranın önünde ya da gücün önünde diz çökmez, yoksa gazeteci olmaz. Gazeteci neydi? Halkın gözü kulağı ve sesidir gazeteci, yani vatandaşın, yani sesini duyuramayan vatandaşın gözü kulağı ve sesi olacaktır.

Şimdi medyanın yüzde 95’ini kontrol altına aldılar, şimdi SETA aracılığıyla gazetelerinden kovulan atılan pek çok kişiyi de suçlar noktaya geldiler. Birinci soru şu: Böyle bir rapora ihtiyaç var mıydı? Niye böyle bir rapor var, neden ihtiyaç duyuldu? Birileri mi istedi, saraydan talep mi geldi, bir sipariş mi oldu, neden böyle bir rapora ihtiyaç duyuldu? Bu SETA’nın araştıracağı başka hiçbir konu yok muydu acaba sadece ve sadece bu konuyu araştırıyor? Bakın, mutfaklarda yangın var, insanlar evine et alamaz noktaya geldi, çocuğuna mama yediremeyen binlerce aile var. Bu sorunlarla niye ilgilenmiyorsun? İlgilenemez. Niçin? Saray kızabilir. Sarayı üzebilirim diyor.Türkiye’nin dış politikası… Bakın dış politikaya, paramparça bir dış politika. Niye o konuda araştırma yapmıyorsun? Saray kızar, saray üzülür. Ne yapacak? Medya üzerine oturacak, kendi çerçevesinde belli grupları belli gazetecileri suçlayacak bir rapor hazırlayacak. Kimin talimatıyla? Yüzde 99,9 sarayın talimatıyla. 

İkinci konu şu: Sormak gerekiyor, bu gazetecilerin hepsi çok çalışkan ve yetkin gazeteciler. Bu gazeteciler kendi gazetelerinde niye çalışamadılar, niye bunların işine son verildi, neden bunlar atıldı kendi gazetelerinden? Bunları araştırdılar mı? Hayır, araştırmadılar. 
Değerli arkadaşlarım, SETA dediğiniz kuruluş bir düşünce kuruluşu değildir, iktidarın borazanlığını yapan bir kuruluşa dönmüştür, herkesin bunu bilmesi lazım. Ne yaparsa yapsın gerçekler biliniyor, ne söylerse söylesin gerçekler biliniyor. Rapor yazmışlar, hiç önemli değil, yankılanmaz da o rapor. Aslında bu rapora bu kadar süre ayırdığım için de zaman harcıyorum, gerçekten zaman harcıyorum. Ama medyaya verdikleri ve gazetecilere verdikleri değer ve suçlama nedeniyle bunu gündeme almak zorunda kaldım. SETA ne demek bu yani, iktidarın borazanlığını yapan, iktidardan beslenen, oradan para alan, cebini dolduran, Amerika’ydı Avrupa’ydı sürekli gezen, yeri geldiği zaman da iktidarın şakşakçılığını yapan bir sivil toplum kuruluşu. Ne sivil toplum kuruluşu? Yok böyle bir şey. Bunlar sivil toplum değil, bunlar sadece ve sadece belli çevrelerin talepleri çerçevesinde rapor yazan kuruluşlardır. 

Biz yine ekonomiye dönelim. Çünkü ben bu ülkede bütün baskılara rağmen kalemini satmayan gazeteciler biliyorum, bütün baskılara rağmen işten atılmalara rağmen, aç kalmaya rağmen kalemini satmayan gazeteciler biliyorum. Biz o gazetecilerin önünde şapkamızı çıkarırız ki, o gazetecilerin içinde Cumhuriyet Halk Partisini de acımasızca eleştirenler vardır. Olabilir, ama gazeteci kalemini satmıyorsa başımın üstünde yeri vardır. Kalemini satmıyorsa, vicdanını satmıyorsa, ahlakını satmıyorsa, sarayın önünde diz çökmüyorsa, cebime yan taraftan para koyun demiyorsa başımın üstünde yeri var.”