“Diziye sponsor olmak belediye şirketlerinin işi mi?”

18

İBB’nin TRT’de yayınlanan bir diziye 25 milyon liraya yakın para aktardığını söyleyen İmamoğlu, “Diziye sponsor olmak belediye şirketlerinin işi mi? Televizyon buna reklam alır ve para kazanır” dedi.

Ekrem İmamoğlu’nun Haber Global canlı yayınında söylediklerinden öne çıkanlar şöyle:

“Orada elbette bir oturma düzeni vardı, herkesin yeri belliydi. Oturduk, naklen yayından sonra ben konuşmamı yaptım. Sonra o esnada sandalye kırıldı, biraz yere düştük haliyle. Sonrasında ikinci sandalye de öyle sıkıntılıydı, sonra üçüncüyü verdiler. Sn. Cumhurbaşkanı “İsraf ediyorsun” gibi bir espri yaptı, ben de kendisine “İsraf değil, sandalye yanlış” gibi bir söz söyleyince o yine “İsraf ediyorsun” dedi. Ben de “İkinciye sağlam otururuz” dedim. Bir kere söyleyeyim sandalyenin sahibi ben değilim. Her şeye rağmen ben oradaki süreci talihsizlik olarak yorumluyorum, her ne kadar kamuoyu böyle yorumlamasa da.

“Toplum fayda görsün”

“Tabi orada birçok arkadaşımız kendi illeriyle ilgili yerel sorunlara değindi ama İstanbul öyle bir masada konuşulacak bir şehir değil. İstanbul 16 milyonluk bir kent, politik olarak çok gündemde, her diyalog sorgulanıyor. Dolayısıyla İstanbul adına tabii ki Cumhurbaşkanı’ndan görüşme talebim olacaktır. İstanbul Türkiye için tek başına bir gündemdir, yapacağınız her şey Türkiye için önemlidir. Sadece Sn. Cumhurbaşkanı’yla değil, bakanlarla olsun, başka insanlarla olsun, İstanbul’la alakalı her konuyu diyalogla çözmeye açığız. Milletimiz bizi seçmiş, kendilerini seçtiği gibi, bizim yapacağımız diyalogların tümü toplumun lehine. Artık seçim bitti, bize oy veren vermeyen yok. Bu talebimizi yapacağız, elbetteki somut konular üzerine olacak. Kendileri de İstanbul’la ilgili konulara birçok konuşmasında da değiniyor, farkındasınızdır. Bunun birinci muhatabı biziz. Kentsel dönüşümle ilgili bir toplantı yaptı Çevre ve Şehircilik Bakanımız, İBB’den kimse davet edilmedi. Tüm konuları bizim Çevrecilik, Ulaştırma, Turizm ve Tarım bakanımızla konuşabiliyor olmamız gerekir. Valimizle zaten her hususu görüşüyoruz. Bazı konular vardır ki İstanbul üzerinde bir takım koşulların hızlıca devreye sokulması gerekilebilir. Bunun muhatabı olarak herkes dahildir, devletin her kurumuyla konuşabilme konusunda her zaman kapıyı çalmaya hazırız. Kimseye mesafe koyamayız. Hatırlatırım ki hiç kimsenin de böyle de bir hakkı yoktur. Şimdi o hizmet sürecini biz en iyi şekilde hazırlayacağız, tüm şeffaflığımızla. Herkes işini yapsın, toplum fayda görsün.

“Allah aşkına israfın küçüğü büyüğü olur mu?”

“Tabi Yenikapı’daki araçları konuşalım, ister istemez konuşalım. Bir kere altını çizelim, kaç gün oldu dediniz, 77 gün oldu. Bazen insanlarımız bizi şöyle kabul ediyor, 31 Mart’ta seçilmişiz gibi. Ama bu kritik bir durum. Dediğimiz gibi Ankara’yla beraber aynı tarihte başlamışız gibi bir düşünce var. Bazı arkadaşlarımızın psikolojisinde sanki biz yılbaşından beri görevdeymişiz gibi düşünüyorlar. Biz öyle bir kampanya dönemi yaşadık ki, toplumla iç içe. Şu anda Ağustos ayı bitti, sanki biz 8 aydır görevdeyiz. Hayır, 2,5 ay. Birçok konunun çözümü için insanların beklentisi var. Saygıyla karşılaşıyorum. Biraz net aydınlatmak istiyorum. Birincisi Allah aşkına israfın küçüğü büyüğü olur mu. Bakın israfla alakalı verdiğimiz mücadeleyi Türkiye’nin bugünki ekonomisi gereği bizi ilk alkışlaması gereken, örnek göstermesi gereken Sn. cumhurbaşkanı. Çünkü biz kamunun parasını koruyoruz. Bir araç konusunda israf olduğunu iddia ettik, toplum görüyordu, çalışanlar biliyor. Bir kere 730 aracı ihtiyaç fazlası olduğu için iade ettik. Mazbatamız alındıktan 23 Haziran’a kadar 514 araç iade edildi. Yaptığımız tespitlere göre bunların en az 100 tanesi markası yüksek, ücreti yüksek araçlardı. Toplamda 1250 aracın bu kuruma israf bedeli 50 milyon lira. 5 yılda 250 milyon lira. Bunun anlamı ne biliyor musunuz? 125 tane kreş demek. 13-14 bin çocuğumuza okul öncesi eğitim vermek demek.